7’den 70’e Bir Grup Kadın Evlerinde Sağlıkçılar İçin Siperlik Yapıyor…
Solda Sağa Fotoğraf Altı: Ebru Tandoğdu, Burcu Hatipoğlu Askıda siperlik projesini duyunca çok heyecanlandım. Çok az kişiden oluşan bir grup sağlık çalışanlarına siperlik yapıyorlar. Gece gündüz...
Ayben Cumalı

Solda Sağa Fotoğraf Altı: Ebru Tandoğdu, Burcu Hatipoğlu
Askıda siperlik projesini duyunca çok heyecanlandım. Çok az kişiden oluşan bir grup sağlık çalışanlarına siperlik yapıyorlar. Gece gündüz demeden. 7’den 70’ye her yaştan insan elini taşın attığına koyuyor. Ortaya inanılmaz bir hikâye çıkıyor. Ebru Tandoğdu’yla ‘Askıda Siperlik’ sosyal sorumluluk projesini konuştuk.
AC: Askıda siperlik projesi nasıl ortaya çıktı?
ET: Burcu Hatipoğlu projeyi başlatan kişi oldu. Ben de Burcu’yu tanımıyordum. Instagram’dan tesadüfen paylaşımını gördüm. Sonra kendisine Instagram’dan yazdım. Benimle beraber hareket edecek 20 arkadaşım vardı. Biz de bu projeye dahil olmak istediğimizi söyledik. Ben bunu sosyal medyada yayınlarken ‘siperlik kampanyası’ olarak duyurmayı düşündüm. Bu düşüncemi Burcu’yla paylaştım. İkimiz arasında enteresan bir uyumla çok dengeli bir şekilde gelişmeye başladı. Çünkü bunun doğru bir şekilde duyurulması bizim için çok önemliydi. İsimlerini ortaya koymak istemeyen bu insanlar isimsiz gönüllüler. Siperlikleri herkes gönülden yapıyor. Ulaşabilir olmak için benim ve Burcu’nun ismini öne çıkarttık. Burcu projeyi başlatmış bulundu. Ben projeyi hızlandırmış oldum. Malzeme temini konusunda biz nokta haline geldik. Bu projeyi bir kişinin üstlenmesini istemedik; bir kişi, bir kimlik, bir kuruluş olmasını istedik. Proje kendisi bir organizma haline geldi. Kendi etiğini kendi belirledi. Arkadan gönüllüler isimsiz kahramanlar oldular. Instagram üzerinden fotoğrafları paylaştıkça başka şehirlerden gönüllü olarak katılmak isteyenlerden talepler gelmeye başladı. Derneklerden bize ulaşanlar oldu. Onlara dernek adını kullanamayacaklarını ama üyelerinin bireysel olarak projenin içinde gönüllü olarak siperlik yapabileceklerini söyledik. Başka şehirlerin siperlik organizasyonlarına deneyimlerimizden ve malzemeleri aldığımız yerleri söyleyerek destek vermeye başladık. Organizasyon kendini geliştirir hale geldi.
AC: Askıda siperlik adı nerden çıktı?
ET: Yapmak isteyip de mali açıdan malzemesine gücü yetmeyecek olan ya da evinden çıkıp da malzeme arayışına giremeyecek olan insanlardan bir kısmı dediler ki bizim de en azından çorbada tuzumuz olsun para verelim. Biz para alan bir organizasyon olmak da istemedik. Peki o zaman siz de askıya siperlik asın dedik. Gönüllülerin yaptığı malzemeler için destek olmasını sağlayalım dedik. Böylelikle malzeme aldığımız yerlere bağışlarda bulunmaya başladılar. Bize nakit para gönderenlerde oldu. O paralar birikmesin diye yüklü alım yaptığımız zamanlarda şimdi şu kadar lastik alacağız, şimdi şu kadar sünger alacağız diye gönüllüler arasında açık hesap sistemi geliştirdik. Asetat alacağımız zaman kırtasiyeye asetat bağışında bulundular. O asetatların matbaaya gitmesinin lojistiğini kırtasiyeciye bıraktık. Onları toplayıp bir araya getirdiğimizde ortaya inanılmaz bir malzeme adedi çıkmaya başladı. Bu düzen kendi kendine kuruldu. Şu an bu sisteme başka şehirlerden gönüllü olmak isteyen için kolay malzemeye ulaşılabilir ve evden az çıkılacak şekilde temin edilebilir hale getirmek için çalışıyoruz. Birinci önceliğimiz her ilin kendi sağlık çalışanlarını destek önceliğine kurulu.

AC: Şu ana kadar ne kadar siperlik ürettiniz?
ET: Ben Burcu ile tanıştıktan sonra ilk büyük malzeme alımını 8 Nisan’da yaptık. 8 Nisan – 17 Nisan arasında üç büyük malzeme alımı ve dağıtımı yaptık. Ancak bunu malzeme üstünden adetleri söyleyebiliyorum. Çünkü bazı gönüllüler kendilerine gelen talepleri direkt cevapladıkları için yapılan siperliklerin bir kısmı biz de toplanmamış oluyor. Dağıttığımız malzemeyi biliyoruz. 29 bin siperlik malzeme dağıtımı yaptık. Bu kadar gün içinde, bizim vasıtamızla toplanıp dağıtılan devlet hastanelerine ve üniversite hastanelerine giden siperlik sayısı 13 bin-14 bin civarında. Bu işin organizasyonunda da şöyle bir sistem çalışıyor; Burcu’nun özel asistanlarından bir tanesi bizim istihbarat kanadımızı yönetiyor. Bir talep formumuz var. Bir de Türkiye’deki tüm pandemi hastanelerinin pandemi kurullarından bir yetkiliyle kontak halindeyiz. Başka münferit istenen talepleri karşılarken şimdi direkt pandemi kurullarından bir yetkili ile kontak kuruyoruz. Onlar da artık bizimle kontak kuruyorlar. Adetleri onların talepleri doğrultusunda belirliyoruz. Dolayısıyla da aslında ilk dağıtımdan sonra ikinci dağıtımda 10 Nisan’dan itibaren doğru kontaklarla temasa geçip toplu siperlik teslimatları yapmaya başladık. Önceleri birim birim yaparken şimdi o hastanenin pandemi kurulunda bulunan kontakta olduğumuz kişiden toplu olarak sayı talep ediyoruz. Daha sonrasında siperlikleri toplu olarak teslim edebiliyoruz. Böyle olunca bizim için de çok kolay oldu. Dağıtımında da araçtan teslim kuralımız var. Fiziksel temas olmamasına dikkat ediyoruz. Minimum temas, maksimum performans ilkesi önceliği ile hareket etmeye çalışıyoruz. Dediğim gibi son rakam elimde yok ama 13 bin siperlik üretimini yakaladığımızı biliyorum. Pazartesi günü de dağıtıma çıkacak 2500 adet siperliğimiz bulunuyor. Pazartesi geleceklerle beraber 10 bin kadar siperlik daha üreteceğiz. Ankara dışında taleplerimiz var. Her şehirin kendi gönüllü ordusunu oluşturması için çalışıyoruz.
AC: Kaç kişi siperlik üretiyor?
ET: Bizim whatsapp grubumuz var. Bu grupta toplasanız 30 kişi yokuz. Ama mesela şöyle hesaplar çıkıyor. Bizden gelip malzeme alırken bir kişi geliyor ama 3 arkadaşına malzeme alıyor. O yüzden net sayımız toplam 40 -45 tane siperlik yapan gönlümüz olduğunu ifade edebilirim. Ama her siperlik malzemesi alan gönüllü 7 yaşındaki çocuktan tutun 80 yaşındaki anneannelere kadar hep birlikte evde siperlik üretiyorlar. Her yaştan siperlik imalatçımız olduğunu söyleyebilirim. Onu için net bir sayımız yok. Hatta tanışmıyoruz. Yahut tanıdıkları aracıyla bizden ürün alıp onlar aracıyla bize ulaştıranlar var. Dolayısıyla bu sayı çokta yüksek değil. Bu kadar az insanla bu çok siperlik yapılabiliyor. Şöyle düşünün tek kişi hiç yardım almadan bir gecede 400 siperlik yaptı. Biz 4 kişi bir hafta sonunda 1800 adet siperlik yaptık.
AC: Nasıl çalışıyorsunuz?
ET: Herkes evinden çalışıyor. Olabildiğince az dışarı çıkarak ve sosyal mesafe ilkesini göz önüne alıyoruz. Açık alanda çalışıyorsak bile çok dikkat ediyoruz. Yüz yüze gelmemeye çalışıyoruz. Onun dışında gelen malzemeleri çok güneşte tutmaya çalışıyoruz. Tek elden vermeye çalışıyoruz. Bahçede dağıtım yapıyoruz. Açık havadan bu dağıtımı yaptığımız esnada insanların yan yana durmaması için özel bir gayret sarf ediyoruz. Evlerde yapılan ürünler geldiklerinde bahçede havalandırılıp ondan sonra poşetlere konuyor. Her dağıtım poşetinin içine hem bir teşekkür mektubu hem de siperlikleri kullanmaya başlamadan önce dezenfektan sıvılarla silmeyi ihmal etmeyin diye not düşüyoruz. İnsanların sokağa çıkıp malzeme toplamalarını istemediğimiz için bunu tek elden yapmaya gayret ediyoruz. Alabileceğimiz maksimum önlemi alıyoruz. Sonrası tabii ki çok kontrol altında değil. Dediğim gibi şu an bahçeyi kullanabilme avantajına sahip olduğumuz için gelen her malzemenin güneşte kalmasını hatta bir kısmını depoya taşıyoruz. Depoda ozon makinesi çalıştırıp siperlikleri gece ozonda tutmaya gayret ediyorum.

AC: Ürettiğiniz siperlikleri hangi sağlık kuruluşlarına ulaştırıyorsunuz?
ET: Bu malzemelerin ulaştırılması ile ilgili bir etiğimiz var. Hiçbir kurum, bir kuruluş, bir şirket adı olmasın demiştik. Tek kuralımız sağlık çalışanlarına ve ön cephede çalışan herkese bu siperliklerin ulaşmasına destek olmaya çalışıyoruz. Önceliğimiz devlet ve üniversite hastaneleri asla hastane ismi ve kurum adı vermiyoruz. Bu bizim için önemli bir kural. Kendi aramızda bağışçılarımıza ve gönüllülerimize söylüyoruz. Nerelere dağıtım yapıldığını ve dağıtım adetlerini paylaşıyoruz. Onun dışında asla dışarıda paylaşmıyoruz. Sosyal medyada telaffuz etmiyoruz. Bunun sebebi kimseyi mağdur durumda bırakmak istemediğimiz için tamamen gönüllükle yapılan bir hareket bizim dağıtım yaptığımız hastanelerde teşekkür yazmak istediklerinde sakin bize teşekkür etmeyin diyoruz. Ön cepheden olanlara kargo görevlisi, apartman görevlisi, polis memurlarına veriyoruz. Kurumlarına direkt siperlik vermiyoruz. Elimizde varsa, arabamızda varsa onları paylaşıyoruz. Önceliğimiz ön cephede çalışan sağlık çalışanları.
AC: Siperlik üreten kadınların meslekleri var mı?
ET: Birebir tanıdıklarım üzerinden cevap verebilirim. Ben eğitim danışmanlığı yapıyorum. Kişisel gelişim eğitimleri veriyorum. Burcu Hanım da eczacı. Aramızda doktorlar bulunuyor. Hatta devlet kurumlarında çalışan arkadaşlarda bulunuyor. Mesai saatleri sonrası siperlik yapıyorlar. Ev hanımları da aramızda yer alıyor. O hanenin içinde her yaş grubundan kişiler siperlik yapıyorlar. Meslek grubu değil de yaş grubu çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklar, aile büyükleri, herkes bir ucundan tutarak siperliklerin yapımına yardım ediyor.
AC: Sizlerle birlikte siperlik üreten STK’lar var mı?
ET: Bir kurum, kuruluş, bir STK’ın için olmak istemeyen tamamen sivil inisiyatif kullanan kişileriz. Bir Akut desteğimiz oldu.(Dernek olarak değil) Akut’ta bağlı olan bölge sorumluları bireysel olarak gelip bizden malzeme aldılar. Dağıtım gönüllüsü olmak istediler. Dolayısıyla isim olmaması kaydıyla sizinle çalışalım diyen derneklere ve STK’lara yaklaşımımız şu oluyor. Biz isimsiz kalmak istiyoruz. Siz de isimsiz kalmak istiyorsanız katılabilirsiniz. Üyeleriniz gönüllü olarak hangi kısmında var olmak istiyorsa tabii ki iş birliği yapabiliriz. Dünden bu yana birçok dernek bizimle iletişime geçti. Biz onlara bu cevabı verdik.

AC: Bu projeye katılmak isteyenler size nasıl ulaşıyorlar?
ET: Bizim iletişim telefon numaramız var aslında. Ben, Burcu ve bazı gönüllü arkadaşlarımız Instagram sayfalarında bu numarayı paylaştık. Genellikle sosyal medya üzerinden duyuyoruz. Burcu’da, ben de o gün yapılanların özetini gün sonunda anlattığımız paylaşımlar yapmaya başladık. Gene nerelere gönderdiğimizi söylemeden dağıtım adetlerimizi paylaştık. Birtakım görseller paylaştık. Bu sefer bize başka şehirlerden ulaşan gönüllüler oldu. Şu anda en büyük çabamız evlerinden insanları çıkarmadan diğer malzeme desteği alabilecekleri noktalar belirlemek. Çünkü asıl sorun malzeme temininde çok enteresan şeyler oldu. Asetatlarla ilgili karaborsa oldu. Bir paket asetatın fiyatı 25TL’den 70 TL’ye kadar çıktı. Biz toplu malzeme aldığımız için pazarlık yapabildik. Kesim için anlaşmamız vardı. Şimdi anlaşma aldığımız yerlerin Türkiye’nin her yerine lojistik destek vermesini sağlamak için çalışıyoruz. Aslında 3-4 kalemin sünger hariç, tek bir yerden aynı sabit fiyatla bütün gönüllülerin almasını sağlayacak bir organizasyon yapıyoruz. Böyle adet adet olmaz. Herşeye bir gönüllü organizasyonu oluşturursak kendileri oradan istedikleri sayı kadar malzeme alabilecekler. Pazartesi günü bunu netleştirmiş olacağız. Şu an İzmir organize oldu. İstanbul organize olmaya çalışıyor.
AC: Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? Siperlikleri yaparken sizi etkileyen bir hikayeniz oldu mu?
ET: En güzel kısmı geri dönüşler. Bu noktada bazen kalbimizin eridiği küçük hikayeler oluyor. Pademi hastanelerinde belirli noktalarla çalışıyoruz. Çok yoğun çalıştıkları için belirli bir iletişim trafiği oluşturmamaya çalışıyoruz. Bir ricamız oluyor. Teşekkür etmek için geri döndüklerinde kime nasıl teşekkür edeceğiz dediklerinde bize bir tane fotoğraf gönderin diyoruz. Biz kendimizi bileceğiz diyoruz. Onu da olabildiğince kişilik haklarını koruyacak şekilde isim ve kurum ismi gözükmeden paylaşmaya gayret ediyoruz. Ama gerçekten güzel mesajlar geliyor. Çünkü başladığımız hafta bir teşekkür notu yazmak istedim. Bütün dağıtılan poşetlerin içine hazırladığımız teşekkür mektuplarını koyuyoruz. Sağlık çalışanlarının o teşekkür notu o kadar hoşlarına gitti ki. Onlar bize geri dönüp o teşekkür notlarıyla fotoğraflar attılar. Kalbimiz eridi, utandık.

Sağlık kuruluşlarına giden paketlerin içine teşekkür mektubu konuyor.
kurucu
Ayben Cumalı platformunun kurucusu ve baş editörü. Moda, güzellik, yaşam tarzı ve kültür-sanat konularında içerikler üretiyor.
Profili Gör

