Midilli’de İki Güne Sığan Keyifli Bir Hafta Sonu
Ayben Cumalı

Bazen güzel bir tatil için uzun planlara, haftalar süren hazırlıklara ya da uzak rotalara ihtiyacımız olmuyor. Sevdiğiniz bir arkadaşınızla verilen ani bir karar, kısa bir deniz yolculuğu ve keşfedilmeyi bekleyen yeni bir ada, yazın en güzel anılarından birine dönüşebiliyor.
Benim için bu yaz Midilli seyahati tam olarak böyle başladı. Çok sevdiğim bir arkadaşımla hafta sonu için küçük bir kaçamak yapmaya karar verdik. Kısa sürede planladığımız bu seyahat, iki güne birbirinden güzel anılar sığdırdığımız, bol bol gezdiğimiz, güzel yemekler yediğimiz ve yeni insanlarla tanıştığımız keyifli bir hafta sonuna dönüştü.
Seyahat öncesinde benim için en büyük soru işareti ise vize konusuydu. Vizemin olmaması nedeniyle kapı vizesine başvurdum. Açıkçası süreçle ilgili farklı yorumlar duyduğum için ilk başta biraz tereddüt etmedim değil. Ancak benim deneyimim düşündüğümden çok daha kolay ve hızlı ilerledi.

Benden istenen evrakları toplamak beni hiç yormadı. Yarım gün içerisinde gerekli tüm belgeleri hazırlayıp kargoya verdim. Hatta kapı vizesi için benden istenen evrakları çevremdekilerle paylaştığımda, “Bir yanlışlık vardır, bu kadar evrak yeterli olamaz” diyenler bile oldu. Ancak sonuç olarak hazırladığım belgeler başvurum için yeterliydi ve vizem de kısa süre içerisinde çıktı. Böylece Midilli maceramız başlamış oldu.
Cumartesi sabahı saat 07.30 civarında Akçay’da bu yaz açılan gümrükten hareket ettik. Yaklaşık bir buçuk saat süren yolculuk boyunca arkadaşım ile sohbet edip kahvelerimizi içerken zamanın nasıl geçtiğini gerçekten anlamadım. Kısa süren bu deniz yolculuğunun ardından kendimizi bambaşka bir atmosferin içinde bulduk.
Adaya ilk gelen turistlerden olduğumuz için işlemlerimizi kısa sürede tamamladık. Ardından hiç vakit kaybetmeden kendimizi Midilli’nin keyifli sokaklarına attık. İlk durağımız güzel bir kahvaltı oldu. Sabahın erken saatlerinde sokaklarda yürümek, küçük dükkânları keşfetmek ve adanın sakin havasını solumak, seyahate başlamak için harika bir fırsattı.

Yaklaşık iki saat boyunca sokaklarda dolaştık, fotoğraflar çektik ve adanın kendine özgü atmosferini keşfetmeye başladık. Midilli’de beni en çok etkileyen şeylerden biri, kısa bir süre içerisinde bile insana şehir hayatından uzaklaşmış hissini verebilmesi oldu. Taş sokaklar, küçük kafeler, dükkânlar ve insanların daha sakin yaşam temposu, adanın atmosferini daha ilk andan hissettiriyor.
Öğle saatlerinde ise güzel bir restoranda yemek molası verdik. Tabii konu bir Yunan adası olunca, deniz ürünleri ve mezeler listenin başında geliyor. Peynirli salatalar, sardalya, kalamar ve birbirinden güzel mezelerle uzun ve keyifli bir öğle yemeği yedik.
Ada mutfağının en güzel taraflarından biri de bana göre yemek yemenin sadece bir ihtiyaç olmaktan çıkıp başlı başına bir keyfe dönüşmesi. Güzel bir sofrada uzun uzun oturmak, sohbet etmek ve acele etmeden yemeğin tadını çıkarmak, ada hayatının ruhuna çok yakışıyor. Üstelik birçok yerde bu lezzetleri oldukça makul fiyatlarla deneyimleyebilmek de seyahatin güzel taraflarından biri.
Yemek sonrasında sokaklarda gezmeye devam ettik. Hediyelik eşya satan dükkânlara uğradık ve adanın önemli kiliselerini görme fırsatı bulduk. Midilli’de yürürken her köşede farklı bir detayla karşılaşmak mümkün. Küçük dükkânlar, taş binalar, balkonlardan sarkan çiçekler ve sokaklara yayılan kahve kokusu, adanın kendine özgü havasını daha da güzelleştiriyor.
Eğer yolunuz Midilli’ye düşerse, kahvelerini ve dondurmalarını mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Gün içerisinde kısa bir kahve molası vermek ya da sokaklarda yürürken bir dondurma almak, küçük ama seyahati daha keyifli hale getiren detaylardan biri.

Günün devamında otelimize geçerek biraz dinlendik. Ancak Midilli’ye gelip de bir taverna eğlencesine katılmadan dönmek olmazdı. Bir süre dinlendikten sonra akşam için tavernaya gittik. Güzel yemekler, müzik ve eğlence eşliğinde günün bütün yorgunluğunu attık.
Sanırım ada atmosferini en çok hissettiğim anlardan biri o akşamdı. Gün boyunca farklı yerleri keşfettikten sonra müzik eşliğinde eğlenmek, sohbet etmek ve geceyi güzel bir ortamda kapatmak hafta sonunun unutulmaz anlarından biri oldu.
Ertesi sabah güzel bir kahvaltının ardından rotamızı Molivos ve Petra’ya çevirdik. Molivos’un taş sokaklarında yürümek başlı başına ayrı bir keyifti. Geleneksel mimarisi, küçük dükkânları ve hediyelik eşya satan mağazalarıyla Molivos, gezinin benim için en özel duraklarından biri oldu.
Sokaklarda yürürken zaman zaman küçük dükkânlara girdik, birbirinden güzel hediyelik eşyalara baktık ve hepimiz kendi zevkimize göre küçük hatıralar aldık. Seyahatlerden geriye kalan küçük objelerin yıllar sonra bile o anları hatırlatmasını çok seviyorum. Bazen aldığınız küçük bir magnet, bir fincan ya da dekoratif bir obje, sizi yeniden o sokaklara götürebiliyor.
Molivos’taki gezimizin ardından rotamızı Petra’ya çevirdik. Artık biraz deniz, güneş ve dinlenme zamanıydı. Petra’da hem denize girdik hem de güzel bir yemek molası verdik. Yaklaşık üç saat boyunca denizin ve güzel havanın tadını çıkardık.

Kısa bir hafta sonu seyahatinde hem yeni yerler keşfedebilmek hem de deniz keyfi yapabilmek benim için bu gezinin en güzel yanlarından biriydi. Bir yandan taş sokaklarda yürüyüp yeni yerler görürken, birkaç saat sonra kendinizi denizin kenarında bulabiliyorsunuz.
Deniz ve yemek molasının ardından bölgenin önemli noktalarından biri olan Meryem Ana Kilisesi’ni görmeye gittik. Günün sonunda ise adanın meşhur lokma tatlısını yemeden dönmek istemedik. Küçük ama keyifli bir tatlı molasının ardından artık dönüş yoluna çıkma zamanı gelmişti.
İki güne gerçekten çok güzel anılar sığdırdık. Midilli’nin sokaklarında dolaştık, Molivos’un taş yollarında yürüdük, Petra’da denize girdik, güzel sofralarda uzun uzun oturduk, kahveler içtik ve taverna eğlencesinin tadını çıkardık.
Bu seyahatin benim için güzel sürprizlerinden biri de tur sırasında tanıştığımız Esra oldu. Kısa sürede çok iyi anlaştığımız Esra ile güzel bir arkadaşlık kurduk. Bence seyahatlerin en güzel taraflarından biri de yalnızca gördüğünüz yerler değil, yol boyunca tanıştığınız insanlar.
Özellikle grup halinde yapılan seyahatlerde insanların ortak bir noktada buluşabilmesi, birbirine uyum sağlaması ve birlikte güzel zaman geçirmesi, seyahatin bütün enerjisini değiştiriyor. Bazen hiç tanımadığınız insanlarla çıktığınız bir yolculuktan, yıllardır tanıyormuşsunuz gibi hissettiğiniz insanlarla dönebiliyorsunuz.

Midilli benim için kısa ama dolu dolu geçen, güzel insanlarla, bol sohbetle ve unutulmayacak anılarla dolu bir hafta sonu oldu. Bu kısa kaçamak bana bir kez daha gösterdi ki bazen uzun tatillere gerçekten ihtiyacımız yok.
Sevdiğiniz bir arkadaşınızla yapılan küçük bir plan, kısa bir deniz yolculuğu, yeni sokaklar, güzel yemekler, biraz deniz, biraz müzik ve bolca kahkaha… Bazen insanın kendini yenilenmiş hissetmesi için gereken her şey bunlar olabiliyor.
Bu iki günlük seyahatten geriye Midilli’nin keyifli sokakları, Molivos’un taş yolları, Petra’nın denizi, güzel sofralar, taverna müzikleri ve yeni tanıştığım güzel insanlar kaldı.
Ve belki de bu seyahatten aklımda kalan en güzel düşünce şu oldu: En güzel yolculuklar her zaman aylar öncesinden planlananlar değil. Bazen bir arkadaşınızla edilen kısa bir sohbetin sonunda, “Hadi hafta sonu bir yerlere gidelim” diyerek başlayan küçük bir kaçamak, uzun süre unutamayacağınız güzel bir anıya dönüşebiliyor.
kurucu
Ayben Cumalı platformunun kurucusu ve baş editörü. Moda, güzellik, yaşam tarzı ve kültür-sanat konularında içerikler üretiyor.
Profili Gör

