İçeriğe geç

Desenlerin Peşinde Bir Marka: Velora Artwear

A

Ayben Cumalı

7 dk okuma
Desenlerin Peşinde Bir Marka: Velora Artwear

IMG-20260808-WA0007


Moda, sanat ve tasarımın kesiştiği noktada özgün bir dünya kuran Velora Artwear, desenleri yalnızca estetik bir unsur olarak değil, bir anlatım biçimi olarak ele alıyor. Markanın kurucusu Seda Büyüksarı’nın çocukluk yıllarında başlayan sanat ve tasarım tutkusu, bugün özgün desenlerle şekillenen bir moda markasına dönüşmüş durumda.

Grafik Tasarım ve Görsel Sanatlar eğitiminin yanı sıra Mimari Restorasyon eğitimi de alan ve yaklaşık sekiz yıldır profesyonel olarak desinatörlük yapan Büyüksarı, Velora Artwear’ın kuruluş hikâyesini, tasarım anlayışını, ilham kaynaklarını ve gelecek hedeflerini anlattı.

AC: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Modaya ve tasarıma olan ilginiz nasıl başladı?

SB: Tabii ki. Ben Seda Büyüksarı, 30 yaşındayım ve İstanbul’da doğup büyüdüm. Modaya ve sanata olan ilgim aslında çocukluk yıllarımda başladı. Annem büyük bir şirketin atölye şefiydi, ablam ise moda tasarımı okuyordu. Dolayısıyla evimizin içinde sürekli çizimler, kalıplar, kumaşlar ve dikimlerle iç içeydim.

Bu ortamın beni de tasarıma yönlendirdiğini zamanla fark ettim. Küçük yaşlarda çizimler ve resimler yapmaya başladım. Eğitim hayatımı da bu doğrultuda şekillendirdim. Beykent Üniversitesi Grafik Tasarım ve Görsel Sanatlar Bölümü’nden mezun oldum. Aynı zamanda çift anadal yaparak Mimari Restorasyon Bölümü’nü de tamamladım.

Hat sanatı ve çini çizimleriyle ilgilenmem de geçmişin ve kültürel mirasın tasarımla buluşmasına duyduğum ilgiden kaynaklandı. Kariyerime ise Grafik Tasarım alanında devam etmeyi tercih ettim. Yaklaşık sekiz yıldır profesyonel olarak desinatörlük, yani desen tasarımı yapıyorum.

AC: Velora Artwear fikri ilk kez ne zaman ortaya çıktı? “Artık kendi markamı kurmalıyım” dediğiniz kırılma anı neydi?

SB: Velora Artwear fikri aslında tek bir anda ortaya çıkmadı. Yıllar içinde edindiğim tasarım ve üretim deneyimlerinin doğal bir sonucu olarak şekillendi. Farklı projelerde çalışırken özgün tasarımların çoğu zaman markaların kimliği içerisinde kaldığını ve tasarımcının kendi hikâyesini yeterince yansıtamadığını fark ettim.

Bir noktadan sonra yalnızca estetik açıdan güzel ürünler değil; hikâyesi, duygusu ve karakteri olan tasarımlar üretme isteğimiz ağır bastı. Böylece sanatı günlük yaşamın bir parçası hâline getiren, özgün desenleri kaliteli üretimle buluşturan ve kendi tasarım dilini oluşturan bir marka hayal etmeye başladık.

“Başladık” diyorum çünkü Velora’nın hikâyesinde yalnız değilim. Markayı kurmak, nişanlımla ortak hayalimizdi. Bu süreçte benim tasarım tarafındaki deneyimimin yanında onun da çok önemli bir katkısı oldu. Satış, web sitesi ve dijital reklam gibi konularda başlangıçta çok fazla deneyimim yoktu. Nişanlım yazılımcı olduğu için özellikle bu alanlarda bana büyük destek verdi.

Böylece hem hayat hem de iş ortağı olduk.

Velora, bu ortak hayalin somutlaşmış hâli oldu. Bugün her koleksiyonumuzda yalnızca bir ürün sunmayı değil; sanat, tasarım ve bireysel ifade arasında güçlü bir bağ kurmayı amaçlıyoruz. Velora bizim için, giyilebilir sanatı özgün ve zamansız tasarımlarla buluşturduğumuz bir yolculuk.


IMG-20260808-WA0017

  

AC: Bugün moda dünyasında binlerce marka var. Sizce Velora Artwear’ı diğerlerinden ayıran en güçlü imza nedir?

SB: Bizi diğer markalardan ayıran en güçlü imzanın, sanatı yalnızca bir ilham kaynağı olarak değil, tasarımın merkezinde konumlandırmamız olduğunu düşünüyorum.

Velora Artwear’da her desen; bir hikâyenin, bir duygunun ve özgün bir bakış açısının yansıması. Trendleri takip etmekten çok, zamansız tasarımlar üretmeye odaklanıyoruz.

Her koleksiyonumuzda özgün desen tasarımını, kaliteli malzeme seçimini ve titiz üretim anlayışını bir araya getiriyoruz. Amacımız yalnızca şık ürünler sunmak değil; kullanıcılarımızın kendilerini ifade edebilecekleri, karakterlerini ve enerjilerini yansıtabilecekleri giyilebilir sanat eserleri ortaya koymak.

Velora’nın imzası; estetik, özgünlük ve kaliteyi aynı çizgide buluşturmak. Bizim için tasarım yalnızca göze hitap eden bir detay değil, insanlarla duygusal bir bağ kuran bir anlatım biçimi.

AC: Koleksiyonlarınıza baktığımızda sanatın izlerini görüyoruz. Tasarımlarınızı oluştururken sizi en çok hangi duygular, kültürler veya hikâyeler besliyor?

SB: Sanat, doğa ve farklı coğrafyaların kültürel mirası en önemli ilham kaynaklarım arasında yer alıyor. Özellikle geleneksel motifleri çağdaş çizgilerle buluşturmayı seviyorum.

Geçmişten gelen bir motifi olduğu gibi kullanmak yerine, onu kendi tasarım dilimle yeniden yorumlamak benim için çok daha heyecan verici. Her desenin bir hikâye anlatmasını ve kullanıcıya yalnızca görsel bir estetik değil, aynı zamanda bir duygu hissettirmesini önemsiyorum.

AC: Bir Velora Artwear tasarımının ortaya çıkış yolculuğunu anlatır mısınız? Fikir aşamasından müşteriye ulaşana kadar nasıl bir süreç yaşanıyor?

SB: Her Velora tasarımı bir ilham hikâyesiyle başlıyor. Öncelikle koleksiyonun temasını belirliyor; sanat, doğa, kültürel motifler ve güncel tasarım dünyası üzerine araştırmalar yapıyoruz.

Ardından bu ilhamları özgün desenlere ve renk paletlerine dönüştürüyorum. Tasarımın yalnızca estetik açıdan güzel olması değil, aynı zamanda kullanılabilir ve zamansız olması da bizim için önemli.

Tasarım aşamasının ardından desenleri dijital ortamda geliştiriyor ve farklı kumaşlar üzerinde deneme baskıları gerçekleştiriyoruz. Renklerin, dokuların ve desenlerin kumaş üzerindeki görünümünü değerlendirerek gerekli revizyonları yapıyoruz.

Sonrasında üretim süreci başlıyor ve her ürün kalite kontrolünden geçiriliyor. Müşteriye ulaşan her Velora ürünü bizim için yalnızca bir tekstil ürünü değil; sanatın, emeğin ve özgün tasarım anlayışının bir yansıması.

Amacımız, insanların özellikle tatilde ve günlük yaşamlarında dikkat çekici tasarımlar kullanabilmelerini, kendilerini ifade edebilmelerini ve aldıkları ürünleri uzun yıllar keyifle kullanabilmelerini sağlamak.

 


IMG-20260808-WA0026

 

AC: Günümüz tüketicisi artık sadece kıyafet satın almıyor; bir kimlik ve yaşam tarzı da satın alıyor. Velora Artwear kadınlara nasıl bir duruş ve his vaat ediyor?

SB: Velora Artwear, kadınlara yalnızca şık bir görünüm değil, kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir duruş sunuyor.

Bizim için bir tasarım, giyildiği anda kişinin karakterini, enerjisini ve özgüvenini yansıtan bir ifade biçimi. Velora’nın temsil ettiği yaşam tarzı; estetiği günlük hayatın doğal bir parçası hâline getiren, kaliteye önem veren, özgünlüğünden ödün vermeyen ve sanata değer veren bir bakış açısı.

Çünkü bize göre gerçek şıklık, başkalarına benzemekten değil, kendi hikâyeni cesaretle yansıtabilmekten doğuyor.

AC: Ürünlerinizde kaliteyi ve özgünlüğü nasıl sağlıyorsunuz? Kumaş seçiminden üretim aşamasına kadar hangi detaylar sizin için vazgeçilmez?

SB: Velora Artwear’da kalite ve özgünlük, tasarımın ilk çizgisinden son dikişine kadar tüm sürecin temelini oluşturuyor.

Her koleksiyonumuzu özgün desenlerle hazırlıyoruz. Hazır kalıplar ya da tekrar eden tasarımlar yerine, markamızın kimliğini yansıtan, karakter sahibi ve zamansız çalışmalar üretmeye özen gösteriyoruz.

Bizim için bir ürünün yalnızca ilk bakışta güzel görünmesi yeterli değil. Kumaşın dokusu, baskının kalitesi, renklerin uyumu ve ürünün kullanım deneyimi de tasarımın bir parçası.

Velora’nın en büyük önceliği; estetik, kalite ve özgünlüğü bir araya getirerek uzun yıllar keyifle kullanılabilecek tasarımlar sunmak.

AC: Müşterilerinizden aldığınız geri dönüşler arasında sizi en çok etkileyen veya “İyi ki bu markayı kurmuşum” dedirten bir hikâye var mı?

SB: Çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Ancak bir müşterimizin yaşadığı deneyim bizim için özellikle anlamlıydı.

Velora tasarımını giydiğinde plajda birçok kişinin ürünün markasını merak ettiğini ve desenini çok beğendiğini anlattı. Hatta neden özellikle o deseni seçtiği üzerine sohbetler başladığını ve bunun kendisi için keyifli bir iletişim fırsatına dönüştüğünü söyledi.

Bu hikâye bizi çok mutlu etti. Çünkü o an yalnızca bir pareo ya da fular üretmediğimizi bir kez daha hissettik. Tasarımlarımızın insanların kendilerini ifade etmelerine ve hatta yeni hikâyelerin başlamasına aracılık ettiğini görmek bizim için çok değerli.

AC: Moda sektöründe hızlı tüketim anlayışı giderek artıyor. Siz bu dönüşüme nasıl bakıyorsunuz? Velora Artwear bu noktada nasıl bir duruş sergiliyor?

SB: Hızlı tüketim anlayışının modayı geçici trendlere indirgediğini düşünüyoruz. Velora olarak ise zamansız, özgün ve uzun ömürlü tasarımlar üretmeye odaklanıyoruz.

Bizim için önemli olan, müşterimizin bir ürünü yalnızca bir sezon değil, yıllar boyunca keyifle kullanabilmesi. Bu nedenle kalite, özgünlük ve giyilebilir sanat anlayışı markamızın temel duruşunu oluşturuyor.

Tüketmek yerine seçmek, çoğaltmak yerine anlam katmak gerektiğine inanıyoruz. Bir parçanın dolapta uzun süre yer bulabilmesi bizim için önemli bir başarı.

AC: Önümüzdeki dönemde Velora Artwear için nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz? Yeni koleksiyonlar, farklı iş birlikleri veya global pazara açılma hedefleriniz var mı?

SB: Önümüzdeki dönemde en büyük hedefimiz, Velora Artwear’ın özgün tasarım anlayışını daha geniş kitlelerle buluşturmak.

Sadece yazlık ürünlerle sınırlı kalmak istemiyoruz. Şal, eşarp ve omuz şalı gibi günlük hayatta farklı şekillerde kullanılabilecek yeni ürün grupları üzerinde çalışıyoruz. Böylece Velora’nın yalnızca tatil dönemlerinde değil, günlük yaşamın farklı anlarında da hayatın bir parçası olmasını hedefliyoruz.

Bunun yanı sıra uluslararası pazarda yer almak ve Türk tasarımını, özgün desen anlayışımızı ve giyilebilir sanat yaklaşımımızı global ölçekte temsil etmek en önemli hedeflerimiz arasında.

Velora’nın yolculuğunun henüz başında olduğumuza inanıyorum. Önümüzde keşfedilecek çok fazla hikâye, çizilecek çok fazla desen ve anlatılacak çok fazla hikâye var.


IMG-20260808-WA0027


IMG-20260808-WA0028

Paylaş
A
Ayben Cumalı

kurucu

Ayben Cumalı platformunun kurucusu ve baş editörü. Moda, güzellik, yaşam tarzı ve kültür-sanat konularında içerikler üretiyor.

Profili Gör

İlgili Yazılar