HEM EĞLENİN, HEM ÖĞRENİN, HEM TADIN…
SG İmalathane’nin kurucusu Selda Güleç ile Cumartesi röportajı gerçekleştirdim. SG İmalathane’nin hikayesini blogum için anlattı. Dünyaya, yeniliklere, farklı kültürlere ilgi duyan bir emekli...
Ayben Cumalı

SG İmalathane’nin kurucusu Selda Güleç ile Cumartesi röportajı gerçekleştirdim. SG İmalathane’nin hikayesini blogum için anlattı.
Dünyaya, yeniliklere, farklı kültürlere ilgi duyan bir emekli İngilizce öğretmeni Selda Güleç. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Senelerce lise ve dengi okullarda öğretmenlik, idarecilik, kurucu müdürlük, Milli Eğitim Müdürlüğü’nde proje koordinatörlüğü yaptım, Boğaziçi Üniversitesi Otelcilik Meslek Yüksekokulu’nda yabancı dil eğitimi verdim. Emekli olduğum okul da meslek lisesiydi ve yeme içme bölümü İngilizce alan derslerine giriyordum.
Hayatım boyunca mutfağı, pişirmeyi ve pişirdiklerimi güzel sunmayı seven biri olarak mesleğim ve hobim böyle buluştu. Evimin mutfağına sığamadım, arkadaşlarımın mutfakları da yetmedi, lokanta ve otel mutfaklarına merak sardım, yurt dışında özel kurslara, ‘The Institute for Integrative Nutrition Health Coach Training’ gibi on-line eğitim programlarına katıldım.
Yeğenim French Culinary Institute, NY şeflik programına devam ederken mutfağa ilgim ve bilgim iyice arttı. Sonra kızımın üniversite yıllarında hayatıma Berkeley ve San Francisco girdi. Orada tanıdığım yeme-içme biçimleri, pişirme teknikleri ama en önemlisi yerelden globale uzanan mutfağa bakış açısı beni tamamen değiştirdi. Chez Panisse ve kurucusu Alice Waters’dan çok etkilendim. Dünyaya özen gösteren, tüme hizmet eden bir anlayışın yayılmasının en kolay yolu sofralardan geçiyordu ve SG İmalathane’nin kuruluş öyküsü de bir nevi böyle başladı.
Akıllı telefonların hayatımıza girdiği sıralardı, kızlarımın açtığı instagram hesabından yemek paylaşımları yapıyordum, henüz İmalathane aklımda değildi. Zamanla yurt dışı seyahatlerimde öğrendiğim çevreye ve dünyaya dost malzemeleri özellikle annemin eski tariflerine uyarlayamaya ve yarattığım lezzetleri sosyal medyada paylaşmaya başladım.
SG İmalathanenin belki de hiç fark etmeden ilk düşünce tohumu böyle atıldı. Üçüncü tekil şahıstan “İmalathane” diye adlandırdığım mutfağımın ağzından konuşuyordum. “İmalathane bugün pazara çıktı, şu sebzeyi aldı, şöyle yıkadı ve ayıkladı, sapını da atmadı, onu da kavurdu” gibi ifadeler, takipçilerimde böyle bir yer olduğu izlenimi yarattı.
Yemek dostu insanların birlikte üretip paylaşabileceği gerçek bir mekân yaratılması fikri de bu şekilde doğdu. Fikir bütçemi zorlamayacak bir mekân kiralamak, içine endüstriyel bir mutfak tasarlamak, sadece upuzun tek bir masada sofralar kurmak, tek bir ocakta, çok elden, çok emekle ve sevgiyle pişen yemekleri sunmak şeklinde gelişti. Bu işi yapmamı gönülden isteyen dostlarımın önerileri ve destekleriyle bu güzel yolculuk başladı. Önce bir manifesto yazmak gerekti ve yazdım.
İşte manifestom:
SG İmalathane’de mevsiminde yetiştirilen sebze kullanılır.
SG İmalathane’de yemekler taze ve yerel malzemelerle pişirilir.
SG İmalathane’de yapay malzeme kullanılmaz.
SG İmalathane kendi imal edebildiği hiç bir şeyi satın almaz.
SG İmalathane ekibi mevcut malzemenin tümünü kullanır, atmaz; saklar, değerlendirir; israf etmez.
SG İmalathane deneyler yapar, yeni tatlar üretir.
SG İmalathane geleneklerine saygılı olduğu kadar yeniliklere açıktır.
SG İmalathane tatları geçmişten geleceğe taşır.
SG İmalathane’nin hedef kitlesi yoktur.
SG İmalathane güler yüzlüdür, sevgi doludur, coşkuludur.
SG İmalathane çevre dostudur.
SG İmalathane ürettikçe mutlu olur.
SG İmalathane paylaşır.
SG İmalathane doğaldır, doğadandır.
SG İmalathane iyilik ve mutluluk içindir.
İmalathane’de kurduğumuz sofralar kendi kendini evirdi çevirdi önce edebiyat ve mutfak eşleştirmelerine, sonra da yeme içmenin kültürel boyutuna vurgu yapan mutfak anlayışına taşıdı.

Türkiye’nin çok değerli isimleri ile kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenlemeye başladık. Tam da bu sırada değerli yazarımız, sevgili Kürşat Başar ile tanıştık. Sohbetli Sofralar, Seyr’ü Seferler derken müdavimlerimiz oluştu. Misafirlerimiz dostlarımıza dönüştü.
Kocaman bir “İmalathane Ailesi” vardı artık. On dört kişilik masamızı büyütüp yirmi dört kişilik yapmak daha çok kişi ile bir araya gelebilme arzumuzu çözmedi. O sırada mahallenin kömürlüğü sahibinin imar barışından yararlanması ile kiralığa çıktı. Kocaman bir bahçe ve içinde küçücük bir kulübe vardı. İsmini koruyarak SG Kömürlük dediğimiz alanı kiraladık. Tam bir geri dönüşüm mekânı ortaya çıktı.
Mutfağımın bulunduğu Dut Sokak yeni bir kimliğe büründü. Yeni mekânın büyüklüğü sosyal faaliyet alanlarımızı genişletti. Sokağımızın kadınları ve çocuklarıyla buluştuğumuz onlarca etkinliğe fırsat doğdu. Küçük bir kütüphane oluşturduk Kömürlük’te… Sokağımızda bulunan ilk ve ortaokulun öğrencilerine kapılarımızı açtık. Okul çıkışında ödevlerini yapmalarına yardım ettik. Tüm İmalathane Dostları doğal gönüllümüzdü.

Yazarlarımızla, tarihçilerimizle, müzisyenlerimizle, sanatın her dalından ülkemize mal olmuş isimlerle söyleşilerimiz daha çok kişiye hitap eder hale geldi. SG İmalathane’deki uzun sohbetli sofralarımızı ve atölyelerimizi de bu süreçte hızını hiç kesmeden devam ettirdik.
Ta ki dünyamızı saran pandemiye kadar!
Anadolu Coğrafyası’nın pek çok yerinde sofralar kurduk, hasatlara katıldık, yeni dostlar edindik, onların sadece yeme içme kültürlerinin değil, müzikleriyle, danslarıyla hayatlarının içinden geçtik. Yerel üreticilerle ve ürünleriyle tanıştık. Onları İstanbul’a davet ettik, misafirimiz oldular, bizimle pişirdiler. Bu sayede ‘Anadolu Mutfak Kültürü’ İmalathane’ye taşınmış oldu. Tarsus’tan, Antakya’dan, Adana’dan, Giresun’dan, Ordu’dan, Trabzon’dan, Ege Bölgesi’nin her yerinden, Balıkesir’den, Bursa’dan, Gemlik’ten, Eğin’den, Arapgir’den, Malatya’dan, Maraş’tan, Erzurum’dan saymakla bitmez Türkiye’nin dört bir yanından tedarik edebildiğimiz ürünler ile gelenekten geleceğe üretim yapabilir hale geldik.
Kadın emeğinin ekonomiye katılımı ve kadının toplumsal kalkınmada söz sahibi olması için çaba sarfeden Biga Kadın Kooperatifi, Kadama Kadın Kooperatifi gibi birbirimize destek verdiğimiz hayal ortaklarımız var.
SG İmalathane’de çok az çöp çıkar, çünkü bize göre mutfakta çöp yoktur. Mutfağımız israf etmeyi sevmez. Hiçbir şeyin ziyan olmasına izin vermiyoruz. Bu bizim için bir hayat anlayışı! Sebze yıkama sularımız aynı zamanda temizlik ve sulama için de kullanılıyor gerektiğinde. Bu konuda çeşitli yayınlarla elimizden geldiğince farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.
İstek, emek, yaratıcı düşünce, farklılaşma olduğu sürece başarılı işler elde ediliyor. Selda Hanım’ın hayata geçirdiği SG İmalathane başarı hikayelerine iyi bir örnek.
kurucu
Ayben Cumalı platformunun kurucusu ve baş editörü. Moda, güzellik, yaşam tarzı ve kültür-sanat konularında içerikler üretiyor.
Profili Gör

