İçeriğe geç

Sahnede Bir Gerçeklik Şaheseri: Satıcının Ölümü

A

Ayben Cumalı

2 dk okuma
Sahnede Bir Gerçeklik Şaheseri: Satıcının Ölümü

Bazı akşamlar vardır; daha perde açılmadan, izlediğiniz şeyin sıradan olmayacağını hissedersiniz. Salonun uğultusu, ışıkların yavaşça sönmesi ve sahneye çöken o ilk sessizlik… İşte tam o anda, birazdan sizi sarsacak bir hikâyenin içine gireceğinizi anlarsınız. Satıcının Ölümü de tam olarak böyle bir deneyim sunuyor.

Arthur Miller’ın yıllar önce yazdığı bu metnin hâlâ bu kadar güçlü olması başlı başına etkileyici. Ancak sahnedeki yorum bu gücü katlayarak bugüne taşıyor. Özellikle Halit Ergenç ve Zerrin Tekindor… İkilinin performansı gerçekten oyunun kalbini oluşturuyor. Duygular arasında geçişleri, sahnedeki varlıkları ve karakterleri taşıma biçimleri o kadar güçlü ki, bir noktadan sonra onları izlediğinizi unutup hikâyenin içine çekiliyorsunuz. Bu sadece iyi oyunculuk değil; izleyiciyle bağ kuran, sarsan ve etkisini uzun süre sürdüren bir ustalık.

En çok düşündüren şeylerden biri ise şu oldu: İnsanlar bu oyunun biletlerini aylar öncesinden almış. Ve izledikten sonra diyebilirim ki, bu hiç şaşırtıcı değil. Hatta geç kalmış bile sayılabiliriz. Çünkü bu sadece izlenen bir tiyatro oyunu değil; hissedilen, içe işleyen ve çıktıktan sonra da sizinle gelmeye devam eden bir deneyim.

Zorlu PSM gibi bir sahnede izlemek de ayrı bir katman ekliyor. Mekânın atmosferiyle oyunun ruhu birleşince ortaya gerçekten etkileyici bir bütün çıkıyor.

Kısacası Bu oyun sadece “iyi” değil. Beklentiyi aşan, hafızada kalan ve neden bu kadar ilgi gördüğünü size çok net açıklayan bir yapım. Özellikle başrollerin performansı, uzun süre akıldan çıkmayacak türden.

Paylaş
A
Ayben Cumalı

kurucu

Ayben Cumalı platformunun kurucusu ve baş editörü. Moda, güzellik, yaşam tarzı ve kültür-sanat konularında içerikler üretiyor.

Profili Gör

İlgili Yazılar